• Bize Ulaşın: 0272 223 44 44
  • info@fuarhastanesi.com

İYİLEŞMEYEN YARASI OLAN HASTALARIN İMDADINA OP. DR. ERCÜMENT AYVA YETİŞİYOR

İYİLEŞMEYEN YARASI OLAN HASTALARIN İMDADINA OP. DR. ERCÜMENT AYVA YETİŞİYOR

Özellikle şeker hastalığına bağlı ayaklarında iyileşmeyen yarası olan hastalar Fuar hastanesi yara bakım merkezinde tedavi ile iyileşiyor.İl dışından da bir-çok hastanın başvurduğu Op.Dr. ERCÜMENT AYVA konu ile.ilgili açıklama da bulundu

DİABETİK AYAK (İYİLEŞMEYEN AYAK YARALARI)

Diabet ayak (şeker) hastalığının bir komplikasyonudur. Diabet hastalığının yıllar içinde dolaşım sistemi, sinir sistemi ve bağışıklık sistemlerinde yaptığı tahribat sonucunda ayaklarda iyileşmesi oldukça güç olan yaraların açılmasıdır.

Bu yaraların çoğu ayaklara küçük travmalardan sonra oluşmaktadır. Ancak ayak yapısındaki değişiklilere bağlı olarak ve dolaşım bozukluğundan da olabilmektedir.

Şeker hastaları ayaklarındaki sinir ve dolaşım bozukluğu nedeniyle ayaklarının sürekli uyuşuk, soğuk ve keçe gibi hissiz olmasından yakınırlar. İşte bu dönemde ayaklarına olan küçük travmaları farketmezler. Ayakkabı içindeki taşın yaptığı ağrıyı, ayağına batan bir dikenin ağrısını, derin kesilen bir tırnağın hassasiyetini, soğuğu sıcağı hissetmezler.  Bu dönem hastaların ayaklarında yara oluşması için en riskli dönemdir. Maalesef her 4 şeker hastasından 1 inde yaşamları boyunca en az bir kere ayağında yara çıkmaktadır. Bu çok yüksek bir oran. Bu nedenle şeker hastalarının sürekli ayaklarını parmak aralarını acaba bir yara var mı batan bir şey var mı diye kontrol etmeleri ve ayak bakımlarını yapmaları gerekmektedir. Yaraların açılmaması ve erken dönemde tedavi edilebilmesindeki en önemli faktör budur.

Ama maalesef ülkemizde hastalarımızın yarısına yakınında ayaklarında yara açıldıktan sonra şeker hastası olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle bu konuda toplulumuzu bilnçlendirmeliyiz ki bu yaralara görülme oranı azalabilsin.

Travma dışı (kaza, iş yaralanması vs) ayak ampütasyonlarının(ayak kesilmesinin) %50 den fazlası şeker hastalığına bağlı oluşan yaralar nedeniyledir. Malesef bu çok yüksek bir orandır.

Diabetik ayağı( ayaktaki yara) iki başlık altında anlatmak istiyorum.

1.Hastalarımızı ayaklarında yara açılmadan önce bilinçlendirmek. Çünkü bu konuda yeterli düzeyde bilinçli değiliz. Malesef hastalarımızın yarısından fazlası daha şeker hastası olduğu bilmiyor ve ayak yaraları açılınca şeker hastalığı farkediliyor.

2.Ayağımızda yara var ne yapmamız gerekiyor. Bu hastalarımızda maalesef yıllarca ayaklarında yarası olan sürekli kötüye giden ve doktor doktor hastane hastane gezen hastalar.

Şimdi birinci başlığı konuşalım. Bu komplikasyonla mücadelede en önemli konu sorun gelişmeden hastayı bilinçlendirmek ve oluşmasını engellemek öncelikli görevimiz koruyucu hekimlik.

Şeker hastalığında yara olmadan önce ayaklarımızda neler oluyor nasıl belirtiler gelişiyor?

1.Ayak derisinde kuruluk, ciltte incelme çatlamalar.

2.Kandaki yüksek şekere bağlı sinir hasarı oluşmaya başladığında ayaklarda uyuşukluk, hissizlik, keçeleşme, yanma, ısınamama.(Hastalar sürekli ayaklarına masaj yaptırmak ister bu nedenle)

3.Ayak şeklinde değişiklikler, ayak tabanlarında daha önceden olmayan nasırların çıkması

Hastalarımızın ayaklarında bu tür belirtiler varsa dikkat etmezsek her an ayağımızda yara açılabilir. Her gün ayaklarımızı kontrol etmeliyiz temiz ve ayaklarımızı korumalıyız.

Peki hastamızın ayağında yara varsa ne yapıcaz?

Bu yaralar çok kısa sürede günler içinde kuş gözü kadar bir yara iken kötü kokulu akıntılı hale gelebiliyor. Yani çok hızlı ilerliyor. Çünkü bu hastalarda yaranın iyileşmesini sağlayacak sağlam bir bağışıklık sistemi yok, hasta yara olduğunu hissetmiyor çünkü ağrı duymuyor, hücre yenilenmesi yavaş oluyor. Yaranın iyileşmesini sağlayan yeterli kan akımı yok damarlar tıkalı, böyle olunca enfeksiyon hızla derin dokulara kas ve kemik dokusuna ilerliyor. Hastaların büyük çoğunluğu maalesef bu aşamada başvuruyor. Bu aşamada da maalesef sadece antibiotik tedavisiyle bu yaranın iyileşmesi asla mümkün olmuyor ve yara daha da ilerleyerek ayak ampütasyonu(kesilmesi) oluyor.  Maalesef benim gördüğüm hastalarımın neredeyse tamamı doktor doktor hastane hastane gezmiş ve yaralarının iyileşmemesi sonucu ampütasyon önerilen hastalar. Benim bugün bu yazıyı yazma nedenim bu şekilde ayak yarası olan hastalar için tek çare ayağın kesilmesi değildir demek. Yani bu hastalar büyük bir kısmının ayakları kesilmekten kurtulabiliyor yaralar kapanıyor ya da hasta ayağını ya da bacağını kaybedecekken sadece parmak ampütasyonu ya da yaranın olduğu bölgenin alınması ile kurtulabiliyor.

Peki ne yapıyoruz da kurtuluyor bu yaralı olan ayaklar?

Birincisi yara olan ayakta damar tıkanıklığı olup olmadığını öncelikle tespit etmeliyiz.

Dopler USG denilen tetkikle yara olan ayakta dolaşımsal bir bozukluk olduğun u tespit edebiliyoruz. Bu tetkik neticesinde tıkanıklık saptanırsa ve klinik şüphenin devamı halinde daha ileri tekniklerle damar tıkanıklığını tetkik ediyoruz.

İkincisi de bu hastalarımızda çoğunlukla diz altındaki damarlarda tıkanıklık saptıyoruz. Açılması zor uğraştırıcı tıkanıklıklar bunlar. Yıllarca açık cerrahi müdahalenin nadir yapılabildiği açık ameliyatla başarılı olma oranın düşük olduğu damarlar.  İşte bu damar tıkanıklığını saptadık ama açılma olasılığı yok ya da açılsa da yeniden tıkanır diye bu darlıklara müdahaleden kaçınmamak. Bunu yaptığımızda gördük ki birçok hastanın kapanmayan yaraları kapandı kesilecek diye beklerken hastalar ayakları üstünde yürümeye başladı.

Diz altındaki tıkanıkları açmak için artık elimizde çok kontrollü cihazlar var eskiden sadece açık ameliyat yapabiliyorduk ve damar yapısı çok ince olan bu hastalarda açık cerrahi müdahale şansımız çok azdı ancak şimdi hastalara anjio yaparak tıkalı olan damarları açabiliyoruz. Hiç açılma imkanı yok denilen birçok hastamızda da bu damarların açılabildiğini deneyimledik. Tabi ki diz altında damarları açmak bu aşamaya gelen bir yarayla mücadele etmek hem hekim hem hasta için oldukça yorucu yıpratıcı Bazen bir damarı açmak için ekibimizle beraber 7-8 saat uğraşabiliyoruz, yarayı iyileştirmek için aylarca bakım yapmak gerekebiliyor fakat bunun sonucunda hastanın ayağını kurtarabilmek hepsine değer.

Sonuç olarak; bir hastanın ayağında iyileşmeyen bir yara varsa mutlaka ilk bakılması gereken acaba bir damar tıkanıklığı mı var diye dolasım sistemini kontrol etmek. Çünkü dolaşım bozukluğu yanı damar tıkanıklığı var ise hastanın ayağındaki yara iyileşmiyor.